27 Mayıs 1960 Darbesi Nasıl Gerçekleşti?
27 Mayıs 1960 askeri darbesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi kırılma noktalarından biri olarak kabul edilir. Demokrat Parti (DP) iktidarı döneminde artan siyasi gerilimler, ordu içindeki bazı grupların müdahale hazırlıklarını hızlandırmış ve nihayetinde askeri bir darbe gerçekleşmiştir.
Darbe Planı Nasıl Hazırlandı?
Genelkurmay Başkanı’nın Başbakan Adnan Menderes’e ordunun kontrol altında olduğunu ifade ettiği günlerde, ordu içindeki bazı subaylardan oluşan Birleşik Komite Mayıs ayında bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantıda darbenin 23 Mayıs gecesi yapılması planlandı.
Toplantıda Cemal Madanoğlu, müdahalenin askeri hiyerarşi içerisinde yani silsile-i meratip düzeniyle yapılmasını önerdi. Ancak bu öneri kabul edilmedi. Komite üyeleri, 1. ve 2. Ordu’dan ciddi bir karşı çıkış beklemezken, Ragıp Gümüşpala’nın komutasındaki ordudan itiraz gelebileceğini düşünüyordu. Bu nedenle darbe sonrasında Madanoğlu’nun Gümüşpala’yı arayarak kendi taraflarına çekebileceği planlandı.
Ardından İstanbul ve Ankara’da görev alacak birliklerin dağılımı ve görev planları oluşturuldu.
Müdahalenin Ertelenmesi
Ankara’daki bazı birlik komutanları harekete geçmek için bir generalin açık emrini beklediklerini belirtince darbe planı ertelendi. Ayrıca Başbakan Adnan Menderes’in Eskişehir’e gitmesi de planların yeniden gözden geçirilmesine neden oldu.
Eskişehir’de darbe planıyla bağlantılı bir kişinin bulunmaması, Menderes’in kontrol altına alınmasını zorlaştırıyordu. Bu nedenle komite, İstanbul’dan Ağası Şen’i Eskişehir’e gönderme kararı aldı.
27 Mayıs Gecesi Darbe Nasıl Gerçekleşti?
26 Mayıs’ı 27 Mayıs’a bağlayan gece saat 03.00’te İstanbul’da darbe hareketi başladı. Bir saat içinde stratejik noktalar ele geçirildi ve gözler Ankara’dan yapılacak radyo duyurusuna çevrildi.
Ancak İstanbul ve Ankara ekipleri arasında yaşanan zamanlama anlaşmazlığı nedeniyle İstanbul’daki operasyon planlanandan yaklaşık 2,5 saat önce tamamlandı. Ankara’dan beklenen radyo yayını yapılmayınca darbenin İstanbul’dan duyurulması önerildi.
Saat 04.36’da Binbaşı Kenan Ersoy’un sesiyle darbe radyodan ilan edildi.
Sabah saatlerinde Başbakan Adnan Menderes Kütahya’da tutuklandı. Aynı saatlerde İzmir’den kalkan bir uçakla darbenin sembolik lideri Cemal Gürsel Ankara’ya getirildi. Ardından İstanbul ve Ankara’da sıkıyönetim ilan edildi.
Darbeye Giden Süreçte Yaşanan Gerginlikler
27 Mayıs darbesinin ortaya çıkmasını yalnızca Demokrat Parti’nin ordu ile ilişkilerine bağlamak eksik bir değerlendirme olabilir. Bu dönemde siyasi ve toplumsal kurumlar arasında ciddi bir gerilim yaşanmaktaydı.
-
CHP uzun yıllar süren tek parti iktidarının ardından muhalefet rolüne alışmakta zorlanıyordu.
-
Türk Silahlı Kuvvetleri henüz tam anlamıyla profesyonelleşmemişti.
-
Basın ve üniversiteler yoğun şekilde siyasallaşmıştı.
Bu ortamda yaşanan siyasi kutuplaşma, darbe için uygun bir zemin oluşturdu.
Darbenin Amaçları Nasıl Açıklandı?
Darbe sonrasında yapılan radyo konuşmalarında müdahalenin amacı şu şekilde ifade edildi:
-
Siyasi partiler arasındaki çıkmazı sona erdirmek
-
Partiler üstü bir yönetim oluşturmak
-
Serbest seçimlerin yapılmasını sağlamak
-
İktidarı yeniden halkın seçtiği yönetime devretmek
Darbeden bir gün sonra konuşan Cemal Gürsel, müdahalenin amacının Türkiye’de demokrasiyi yeniden tesis etmek olduğunu ifade etti. Ayrıca yeni seçim kanunu hazırlandıktan sonra yönetimin yeniden halkın seçimine bırakılacağını söyledi.
Basının ve Kamuoyunun İlk Tepkileri
27 Mayıs darbesi sonrasında bazı gazeteler ve yazarlar darbeyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman gibi gazeteler darbeyi “ordu yönetime el koydu” başlıklarıyla duyurdu.
Bazı köşe yazarlarının darbe karşısındaki olumlu tavrı da dikkat çekti. Bu durum, o dönemde toplumun belirli kesimlerinin darbeyi bir çıkış yolu olarak gördüğünü göstermektedir.
Türk Demokrasi Tarihine Etkileri
27 Mayıs 1960 darbesi, Türkiye’de sivil yönetim geleneğine ağır bir darbe vurdu. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren korunmaya çalışılan demokratik yönetim anlayışı ciddi şekilde sarsıldı.
Bu darbenin ardından Türkiye’de askeri müdahale ihtimali siyasal hayatın sürekli konuşulan bir unsuru haline geldi. Ülkede yaşanan siyasi kriz dönemlerinde gözlerin yeniden orduya çevrilmesi bir alışkanlık halini aldı.
Türk Silahlı Kuvvetleri normal dönemlerde siyasetten uzak durmaya çalışsa da kriz dönemlerinde kendisini rejimin koruyucusu olarak görerek siyasete müdahale edebileceğini göstermiş oldu.